HMK m. 203/1-d ('üçüncü kişilerin muvazaa iddiaları') ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/13-590 E. sayılı kararında tartışılan 'şirketin kendi organının muvazaalı işlemine karşı iddiası' arasındaki temel fark nedir? Şirket neden üçüncü kişi sayılmamıştır?
Temel fark, 'üçüncü kişi' kavramının hukuki yorumundadır. HMK m. 203/1-d, muvazaalı işlemin tamamen 'dışında' olan, işlemle hiçbir organik veya hukuki bağı bulunmayan kişileri (örneğin, alacaklılar) kasteder. YHGK'nın 2017/13-590 E. sayılı kararındaki olayda ise muvazaalı işlemi yapan kişi, şirketin 'organı' olan ve şirketi temsil yetkisine sahip müdürdür. TMK m. 50'ye göre tüzel kişinin iradesi organları aracılığıyla açıklanır ve organın yaptığı işlem, tüzel kişinin kendi işlemi sayılır. Bu nedenle, şirket, organının yaptığı işleme karşı 'taraf' konumundadır, işlemin dışında kalan bir 'üçüncü kişi' değildir. Dolayısıyla, muvazaa iddiasını tanıkla değil, senede karşı senetle (veya diğer kesin delillerle) ispat etmek zorundadır.