Yalan tanıklık suçu ile iftira suçu arasındaki temel ayrım, eylemin yöneldiği hukuki değer ve failin sıfatı açısından nasıldır? Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2023/3260 E. sayılı kararındaki tartışmayı da dikkate alarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #40243

Temel ayrım şudur: Yalan tanıklık (TCK m. 272), 'adli makamları yanıltma' ve 'adaletin tecellisini engelleme' tehlikesine karşı 'yargılama faaliyetini' korur ve failin mutlaka 'tanık' sıfatına sahip olması gerekir. İftira suçu (TCK m. 267) ise, masum bir kişinin onur ve şerefini ve hakkında haksız bir soruşturma/kovuşturma yapılmasını önlemeyi amaçlar; failin 'ihbar veya şikayette bulunan' herhangi bir kimse olması yeterlidir. Yargıtay 8. CD 2023/3260 E. kararında, 'sanık' sıfatıyla etkin pişmanlıktan yararlanmak için verilen ifadenin, failin 'tanık' olmaması nedeniyle yalan tanıklık suçunu; bir 'ihbar veya şikayet' niteliği taşımaması nedeniyle de iftira suçunu oluşturmayacağına hükmetmiştir. Bu, iki suçun fail ve eylem unsurları arasındaki net ayrımı ortaya koymaktadır.