Yalan tanıklık suçunda, tanığın yalan söylediği hususun, 'kesin delil' niteliğinde değil de, 'takdiri delil' niteliğinde bir konu olması, suçun oluşumunu etkiler mi?
Etkilemez. Suçun oluşumu açısından, yalan söylenen konunun ispat gücü (kesin veya takdiri delil olması) önemli değildir. Önemli olan, tanığın, yargılamanın konusunu oluşturan bir husus hakkında bildiğini veya gördüğünü kasten gerçeğe aykırı olarak aktarmasıdır. Örneğin, bir tanığın, 'davalıyı olay yerinde gördüm' demesi, bir görgü tanıklığıdır ve takdiri bir delildir. Eğer tanık, davalıyı görmediği halde gördüğünü söylüyorsa, bu yalan tanıklık suçunu oluşturur. Mahkemenin bu beyana ne kadar değer atfedeceği, suçun oluşumundan bağımsız, delil takdiriyle ilgili bir konudur.