Yalan tanıklık suçunda, tanığın ifadesinin gerçeğe aykırı olup olmadığı değerlendirilirken, objektif gerçeklik mi yoksa tanığın sübjektif bilgisi mi esas alınır?
Esas olan, tanığın sübjektif bilgisinin objektif gerçekliğe aykırı olması ve tanığın bu aykırılığı bilerek hareket etmesidir. Yani, suçun oluşumu için her ikisi de gereklidir. Bir ifadenin yalan tanıklık sayılabilmesi için, öncelikle o ifadenin objektif olarak (dış dünyadaki gerçek durumla) çelişmesi gerekir. İkinci olarak, tanığın bu objektif gerçeği bildiği halde, bilerek ve isteyerek bundan farklı bir beyanda bulunması (sübjektif unsur/kast) gerekir. Sadece objektif olarak yanlış olan ama tanığın doğru olduğuna inandığı bir beyan, kast unsuru eksik olduğu için suçu oluşturmaz.