Bir olayın meşru müdafaa mı, yoksa haksız tahrik mi olduğu konusunda tereddüt varsa, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği lehe olan meşru müdafaa mı uygulanmalıdır?
'Şüpheden sanık yararlanır' ilkesi, suçun maddi unsurlarının veya sanığın fiili işleyip işlemediğinin ispatlanamadığı durumlarda uygulanır. Meşru müdafaa veya haksız tahrik gibi hukuki nitelemeler, ispat edilmiş maddi olaylara hukuk kurallarının uygulanmasıdır. Hakim, toplanan delillere göre olayın nasıl gerçekleştiğini (maddi vakıayı) şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit etmelidir. Bu tespitten sonra, bu maddi vakıaya hangi hukuk kuralının (meşru müdafaa mı, sınırın aşılması mı, haksız tahrik mi) uygulanacağına karar verir. Yani, hukuki nitelemede şüphe olmaz; maddi vakıanın ispatında şüphe olur. Hakim, olayı tespit ettikten sonra bu olayın hukuki tanımını yapmak zorundadır, burada 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi doğrudan işlemez. Ancak maddi olayın tespiti (örneğin, saldırının bitip bitmediği) şüpheli kalırsa, bu şüphe sanık lehine yorumlanarak olayın meşru müdafaa koşullarında gerçekleştiği kabul edilebilir.