Tanık E.B.'nin kendi davasında, başvurucu aleyhine daha önce verdiği ifadelerin doğru olduğunu, ancak kendisine yönelik olumsuz tepkiler ve beddualar nedeniyle tanık olarak dinlenirken bunları inkar ettiğini söylemesi, beyanının güvenilirliği açısından nasıl bir çelişki yaratmaktadır?
Bu durum, tanığın beyanlarının güvenilirliği konusunda ciddi bir şüphe yaratmaktadır. Bir yandan, tanık soruşturma aşamasındaki aleyhe beyanlarının 'gerçek olaylar ve kişilere dair olduğunu' söyleyerek bu beyanları teyit etmektedir. Diğer yandan ise, dış etkenler (dedikodu, beddua, baskı) nedeniyle mahkeme huzurunda yemin altında gerçeği söylemekten çekindiğini ve yalan beyanda bulunduğunu (yani başvurucuyu tanımadığını söylediğini) ikrar etmektedir. Bu, tanığın iradesinin ne kadar özgür olduğu ve hangi beyanına itibar edilmesi gerektiği konusunda bir belirsizlik yaratır. İşte bu derin çelişki ve belirsizlik nedeniyle, savunmanın bu tanığı, tüm bu çelişkili beyanları yüzüne karşı okunarak sorgulama hakkı kritik bir önem kazanmaktadır. (Bkz. Y. P. Başvurusu, § 34-36).