AİHM'in 'Akgün/Türkiye' kararında, bir kişinin adının ByLock kullanıcılarının bulunduğu 'kırmızı listede' yer almasının tek başına tutuklama için yeterli 'makul şüphe' oluşturmayacağına karar vermesinin ardındaki mantık nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #39957

AİHM, tutuklama gibi ağır bir tedbir için aranan 'makul şüphe'nin, sadece bir listeye dahil olmaktan daha fazlasını gerektirdiğini düşünmektedir. Mahkeme, kişinin ByLock programını hangi amaçla, nasıl ve ne içerikle kullandığına dair somut, kişiselleştirilmiş ek deliller olmadan, sadece listede isminin geçmesinin otomatik olarak 'suç işlendiğine dair inandırıcı sebep' (makul şüphe) oluşturmayacağını kabul etmektedir. Bu yaklaşım, masumiyet karinesini ve suçun şahsiliği ilkesini korumayı amaçlar. Oysa AYM, 'Aydın Yavuz ve diğerleri' kararından itibaren ByLock kullanıcısı olmanın tek başına kuvvetli suç şüphesi için yeterli olabileceğini kabul etmektedir.