Sanığın, kendisi hakkındaki bir şikayet üzerine 'şüpheli' sıfatıyla kollukta verdiği ifade ile daha sonra bir hukuk mahkemesinde 'yeminli tanık' olarak verdiği ifade arasında çelişki olması yalan tanıklık suçunu oluşturur mu? (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - 2020/16246)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #39862

Oluşturmaz. Yargıtay'ın ilgili kararında bu durum iki temel nedenle yalan tanıklık suçunu oluşturmaz olarak kabul edilmiştir: 1) Farklı Hukuki Sıfatlar: Sanık, ifadelerini iki farklı hukuki sıfatla vermiştir. Kollukta 'şüpheli' olarak verdiği ifadede savunma hakkını kullanmaktadır ve kendini suçlamama özgürlüğüne sahiptir. Hukuk mahkemesinde ise 'yeminli tanık' olarak doğruyu söyleme yükümlülüğü altındadır. Bu iki farklı statüde verilen beyanlar arasındaki çelişki, doğrudan yalan tanıklık kastını göstermez. 2) Kesin Kanıt Niteliğinde Olmama: İfadeler arasındaki çelişki, tek başına suçun işlendiğine dair şüpheye yer vermeyecek şekilde kesin bir kanıt niteliğinde değildir. Bu durum, en fazla bir vicdani kanaat oluşturabilir. Özellikle çelişkinin, davanın esasıyla ilgili olmayan tali bir konuda olması, suçun unsurlarının oluşmadığını gösterir.