Yalan tanıklık suçunda, tanığın 'doğru sandığı' açıklamaların objektif olarak gerçek dışı olması, suçun oluşması için yeterli midir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/154 sayılı kararındaki manevi unsur analizini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #39793

Yeterli değildir. Yalan tanıklık suçu, 'doğrudan kastla' işlenebilen bir suçtur. Failin, beyanının gerçeğe aykırı olduğunu 'bilmesi ve istemesi' gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun ilgili kararında da vurgulandığı gibi, tanığın doğru sandığı açıklamaların objektif olarak gerçek dışı olması bu suçun oluşması için yeterli değildir. Tanığın bilinçli olarak gerçekten ayrılması gerekmektedir. Eğer tanık, beyanında samimi ise ve olayı kendi algıladığı, hatırladığı veya yorumladığı şekliyle anlatıyorsa, bu beyanlar sonradan yanlış çıksa bile kast unsuru bulunmadığı için yalan tanıklık suçu oluşmaz. Yanılma, ihmal veya bilmeyerek söylenen sözler, bu suçun manevi unsurunu oluşturmaz.