Meşru müdafaa ile haksız tahrik arasındaki temel ayrım, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/314 sayılı kararında failin niyeti ve ruh hali açısından nasıl açıklanmıştır?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun ilgili kararında bu ayrım, failin eylemi gerçekleştirirkenki niyeti ve ruh haline göre yapılmıştır. Eğer failin niyeti, maruz kaldığı haksız saldırıyı 'defetmeye' yönelikse ve sınırı aşması saldırının yarattığı 'korku, panik, telaş' gibi mazur görülebilir bir psikolojik durumdan kaynaklanıyorsa, olay meşru müdafaa veya sınırın aşılması kapsamında değerlendirilir. Ancak, failin niyeti saldırıyı defetmekten çok, saldırıdan kaynaklanan 'öfke, gazap ve kin duygusunu tatmin etmeye' yönelikse, bu durumda meşru müdafaa değil, haksız tahrik söz konusu olur. Kararda, maktul yere düştükten ve etkisiz hale geldikten sonra sanığın yakın mesafeden sırtına bir el daha ateş etmesi, niyetinin artık savunma değil, kin duygusunu tatmin olduğunu gösterdiği ve bu nedenle eylemin haksız tahrik altında kasten öldürme suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir.