Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2013/264 sayılı kararında, sanığın kendisine saldıran ve boğazını sıkan mağduru bıçakla yaralaması eylemi neden meşru müdafaa değil, TCK m. 27/2 kapsamında 'meşru müdafaada sınırın aşılması' olarak kabul edilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #39760

Çünkü sanığın savunması ile saldırı arasında 'oran' bulunmadığı kabul edilmiştir. Karara göre, sanığın kendisine yönelik haksız saldırıya karşı savunma hakkı doğmuştur. Ancak, saldırıyı defetmek için mağdurun hayati olmayan bölgelerine (örneğin bacaklarına) vurma imkanı varken, göğüs bölgesine rastgele bıçak sallayarak akciğer yaralanmasına neden olacak şekilde hayati bir bölgeden yaralaması, savunmada orantılılık (ölçülülük) ilkesinin ihlal edildiği anlamına gelir. Bu nedenle meşru müdafaanın şartları tam olarak oluşmamıştır. Ancak, sanığın saldırı altında maruz kaldığı durum (yere yatırılması, boğazının sıkılması, kardeşinin de yardıma gelmesi) göz önüne alındığında, bu orantısız eylemi 'mazur görülebilir bir heyecan, korku veya telaş' ile işlediği kabul edilerek, eylemi TCK m. 27/2 kapsamında değerlendirilmiş ve ceza verilmemesi gerektiği sonucuna varılmıştır.