TCK m. 25/2'de düzenlenen 'zorunluluk hali'nde, tehlikenin ağırlığı ile kullanılan vasıta arasında orantı bulunması şartı, meşru müdafaadaki orantılılık ilkesinden nasıl farklılaşır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #39665

İki orantı ilkesi arasında temel bir fark vardır. Meşru müdafaada (TCK m. 25/1) orantı, 'saldırının ağırlığı ile savunmanın ağırlığı' arasında kurulur. Yani, saldırganın hakkına verilen zarar ile korunan hak arasında bir denge gözetilir. Yaşam hakkına yönelik bir saldırıya yaşam hakkını ihlal ederek karşılık vermek orantılı olabilirken, malvarlığına yönelik bir saldırıya yaşam hakkını ihlal ederek karşılık vermek orantısızdır. Zorunluluk halinde (TCK m. 25/2) ise orantı, 'tehlikeye maruz kalan hak ile kurtarmak için feda edilen hak' arasında kurulur. Burada zarar verilen kişi, tehlikeyle ilgisi olmayan masum bir üçüncü kişidir. Bu nedenle orantı daha sıkı yorumlanır. Kural olarak, bir kimse kendi hakkını (örneğin malvarlığını) kurtarmak için, başkasının daha üstün veya eşit bir hakkını (örneğin yaşam hakkı veya vücut bütünlüğü) feda edemez. Ancak kendi yaşam hakkını kurtarmak için başkasının malvarlığı hakkını feda etmesi (kapıyı kırması) orantılı kabul edilir.