Bir hukuk davasında, davacı vekilinin davalı şirketin müteahhit olarak inşa edeceği binadan daire satın almak için 337.000 TL ödediğini iddia etmesi ve davalının bu sözleşmenin muvazaalı olduğunu savunması durumunda ispat yükü kime aittir?
İspat yükü, iddianın niteliğine göre değişir. Asıl davada, davacı, ödediği 337.000 TL'nin iadesini talep etmektedir. Davalı şirket, bu paranın hiç ödenmediğini, sözleşmenin bedelsiz ve muvazaalı olduğunu savunmaktadır. Sözleşmede bedelin 'nakden ve tamamen' ödendiği yazılı olduğundan, bu resmi senet aksini iddia eden davalı şirket üzerinde bir ispat yükü yaratır. Yani, davalı şirket, sözleşmenin muvazaalı olduğunu ve bedelin ödenmediğini ispatlamakla yükümlüdür. Birleşen davada ise, davacı konumuna geçen şirket, sözleşmenin muvazaa nedeniyle iptalini istediği için, muvazaa iddiasını ispat yükü kendisine aittir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/899 sayılı kararında, şirketin bu iddiayı, taraf olduğu için, tanıkla değil yazılı delille ispatlaması gerektiği, ispatlayamadığı için de asıl davanın kabulü gerektiği belirtilmiştir.