Ceza Genel Kurulu'nun 2018/206 sayılı kararında, yalan tanıklık suçunun 'yargılamanın doğru olmayan beyanlarla gerçeğe aykırı bir şekilde yönlendirilmesinin önüne geçilerek adaletin tecellisini sağlamak' amacıyla düzenlendiği belirtilmiştir. Bu amaç doğrultusunda, tanığın beyanının objektif olarak yanlış olmasının tek başına yeterli görülmemesinin sebebi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #39660

Çünkü suçun koruduğu hukuki değer, sadece objektif gerçeğin tespiti değil, aynı zamanda 'adaletin kasten yanıltılmasının' önlenmesidir. Tanığın beyanının objektif olarak yanlış olması, her zaman adaleti kasten yanıltma amacı taşımaz. Bir tanık, olayları yanlış hatırlayabilir (hafıza hatası), yanlış algılayabilir (algı hatası) veya yanlış yorumlayabilir. Bu durumlarda tanığın bir 'kastı' yoktur. Yalan tanıklık suçunun manevi unsuru olan kast, tanığın gerçeğin ne olduğunu 'bildiği halde', bilerek ve isteyerek ondan sapmasını gerektirir. Eğer tanık, samimi bir şekilde inandığı ve doğru olduğunu düşündüğü bir şeyi söylüyorsa, bu beyan sonradan yanlış çıksa bile, adaleti kasten yanıltma amacı taşımadığından suç oluşmaz. Suçun cezalandırdığı şey, hafıza hatası değil, 'kötü niyetli yalan'dır.