Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2021/4633 sayılı kararında, sanık sıfatıyla alınan beyanların yalan tanıklık suçunu oluşturmamasının temel gerekçesi, sanığın sahip olduğu hangi temel haktır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #39640

Bu durumun temel gerekçesi, sanığın 'susma hakkı' ve 'kendi aleyhine beyanda bulunmaya zorlanamama' (nemo tenetur se ipsum accusare) hakkıdır. Bir kişi 'sanık' veya 'şüpheli' sıfatıyla ifade verdiğinde, kendisini suçlamama ve gerçeğe aykırı beyanda bulunma hakkına sahiptir; bu, savunma hakkının bir parçasıdır ve yalan beyanda bulunması ayrı bir suç oluşturmaz (iftira hariç). Yalan tanıklık suçu ise, sadece 'tanık' sıfatıyla dinlenen ve doğruyu söyleme yükümlülüğü altında olan kişilere özgüdür. Tanıkların susma hakkı sınırlıdır ve kural olarak doğruyu söylemek zorundadırlar. Yargıtay kararında, 'sanık olarak savunması alınırken' verilen beyanların, yalan tanıklık suçunun temel unsuru olan 'tanık sıfatıyla beyanda bulunma' koşulunu karşılamadığı için suçun oluşmayacağı belirtilmiştir.