Yalan tanıklık suçundan hakkında soruşturma yürütülen bir kişinin, aynı zamanda ağır ceza mahkemesinde başka bir suçtan (örneğin suçu bildirmeme) sanık olarak yargılanıyor olması, yalan tanıklık suçunun oluşumunu nasıl etkiler? (Yargıtay Ceza Genel Kurulu - 2014/154)
Bu durum, yalan tanıklık suçunun özellikle manevi unsurunun (kast) ve ispatının değerlendirilmesinde önemli bir etken olarak dikkate alınır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun ilgili kararında, tanığın (yalan tanıklık şüphelisinin), gerçeği söylediği takdirde kendisi hakkında 'kamu görevlisinin öğrendiği suçu bildirmeme' suçundan yürüyen davada kendi aleyhine bir delil yaratmış olacağı ve kimsenin kendi aleyhine beyanda bulunmaya zorlanamayacağı (nemo tenetur ilkesi) vurgulanmıştır. Bu durum, tanığın beyanları arasındaki çelişkinin, yalan söyleme kastından ziyade, kendisini başka bir suçlamadan koruma güdüsünden kaynaklanabileceğini düşündürür. YCGK, bu gibi durumlarda, sanığın yalan tanıklık kastıyla hareket ettiğinin şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanması gerektiğini, aksi halde sırf çelişkili beyana dayanarak mahkumiyet kurulamayacağını belirtmiştir.