Bir ceza davasında, sanığın ilk tutuklanması aşamasında CMK m. 101/3 gereği müdafii görevlendirilmesi zorunluluğu, kovuşturma aşamasında sanığın kendi iradesiyle müdafi istememesi halinde, yargılamanın müdafiisiz devam etmesine engel teşkil eder mi? Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2018/475 sayılı kararındaki karşı oyu dikkate alarak yorumlayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #39591

Hayır, engel teşkil etmez. Karşı oyda belirtildiği üzere, CMK m. 101/3'teki zorunlu müdafilik, sadece 'tutuklama kararı istenildiği' an için, yani ilk tutuklama sorgusu için öngörülmüş özel bir güvencedir. Kovuşturma aşamasında müdafi bulunup bulunmayacağı ise, CMK m. 150'deki genel kurallara tabidir. Eğer sanığa isnat edilen suç, CMK m. 150/3'teki (alt sınırı 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar) zorunlu müdafilik kapsamına girmiyorsa, sanığın kendi açık iradesiyle müdafi istemediğini beyan etmesi halinde yargılamanın müdafiisiz yapılması hukuka uygundur. İlk tutuklamadaki zorunluluk, yargılamanın tamamı için bir müdafii zorunluluğu doğurmaz. Sanığın AİHS m. 6'da güvence altına alınan müdafi yardımından yararlanma hakkından açıkça vazgeçmesi mümkündür. Dolayısıyla, ilk tutuklamada müdafii atanmış olması, sanığın talebi olmamasına rağmen kovuşturmanın da zorunlu olarak müdafii ile yürütülmesini gerektirmez.