Yalan tanıklık suçu ile iftira suçu arasındaki temel fark nedir? Bir tanığın yalan beyanı aynı zamanda iftira suçunu oluşturabilir mi?
Yalan tanıklık (TCK m. 272) ve iftira (TCK m. 267) suçları arasındaki temel fark, suçun işleniş şekli ve korunan hukuki değerdir. Yalan tanıklık suçunda korunan hukuki değer 'adliyenin işleyişi ve maddi gerçeğe ulaşma hakkı'dır. Suç, yetkili bir merci önünde 'tanık' sıfatıyla gerçeğe aykırı beyanda bulunarak işlenir. İftira suçunda ise korunan hukuki değer, kişilerin 'şeref ve onuru' ile birlikte yine adliyenin gereksiz yere meşgul edilmemesidir. Suç, 'yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak' bir kimseye işlemediğini bildiği halde suç isnat etmek suretiyle işlenir. Bir tanığın yalan beyanı, eğer sadece olayları farklı anlatmaktan ibaretse yalan tanıklık olur. Ancak tanık, bu yalan beyanıyla aynı zamanda, hakkında tanıklık yaptığı kişiye 'yeni ve işlemediği başka bir suçu' da isnat ediyorsa, bu durumda hem yalan tanıklık hem de iftira suçu oluşabilir ve fikri içtima kuralları (TCK m. 44) gündeme gelebilir.