Hukuki işlemlerdeki 'irade bozukluğu' (hata, hile, ikrah) veya 'aşırı yararlanma (gabin)' iddiaları neden HMK m. 203/1-ç uyarınca senetle ispat zorunluluğunun istisnası olarak kabul edilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #39533

Bu durumun istisna kabul edilmesinin temel nedeni, bu iddiaların doğası gereği yazılı bir belge ile ispatının genellikle imkansız veya çok zor olmasıdır. İradeyi sakatlayan (hile yapan, tehdit eden) veya karşı tarafın zor durumundan aşırı derecede yararlanan bir kimsenin, bu eylemlerini belgeleyen bir senedi karşı tarafa vermesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Hile, aldatma, tehdit gibi olgular genellikle sözlü veya fiili davranışlarla gerçekleşir. Bu nedenle kanun koyucu, irade bozukluğu veya aşırı yararlanma gibi, sözleşmenin temelindeki iradenin sağlıklı bir şekilde oluşmadığına yönelik iddiaların, gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için tanık dahil her türlü delille ispatına olanak tanımıştır. Bu, taraf iradelerinin korunması ve adil bir denge kurulması amacına hizmet eder. (Bkz: HMK Madde 203 Gerekçesi).