Noterin hukuki sorumluluğuna ilişkin bir tazminat davasında, eylemin aynı zamanda Noterlik Kanunu m. 160'ta (gözetim ve denetim görevinin ihmali) tanımlanan suçu oluşturması, zamanaşımı süresini nasıl etkiler? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2015/785 sayılı kararını açıklayınız.
Eğer noterin hukuki sorumluluğunu doğuran eylem (veya ihmal), aynı zamanda ceza kanunlarında bir suç teşkil ediyorsa, tazminat davası için Borçlar Kanunu'nda öngörülen daha uzun olan 'ceza zamanaşımı' süresi uygulanır (Eski BK m. 60/2). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ilgili kararında, Noterlik Kanunu m. 160'ın, noterin suça iştiraki olmasa bile, çalışanları üzerindeki gözetim ve denetim görevini ihmal etmesini TCK m. 257/2'ye (görevi ihmal) atıfla suç olarak tanımladığı vurgulanmıştır. Dolayısıyla, bir noter katibinin hatası nedeniyle açılan tazminat davasında, noterin bu denetim görevini ihmal ettiği iddiası, eylemin suç teşkil ettiği anlamına gelir. Bu durumda, 1 veya 10 yıllık genel haksız fiil zamanaşımı süreleri yerine, ilgili suç için öngörülen ve daha uzun olan ceza davası zamanaşımı süresi uygulanır. Davanın bu uzun zamanaşımı süresi içinde açılması halinde, zamanaşımı itirazı reddedilerek işin esasına girilmelidir.