Üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun kovuşturması sırasında mahkemede yeminli olarak yalan tanıklık yapan kişi, TCK m. 272'nin hangi fıkralarının birleşimiyle cezalandırılır? Bu durumda cezanın alt ve üst sınırı nasıl belirlenir?
Bu durumda TCK m. 272/2 ve TCK m. 272/3 hükümleri birlikte uygulanır. TCK m. 272/2, eylemin mahkeme huzurunda ve yeminli olarak işlenmesi nedeniyle temel cezayı (bir yıldan üç yıla kadar hapis) belirler. TCK m. 272/3 ise, yalan tanıklığın üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suça ilişkin olması nedeniyle cezanın ağırlaştırılmasını öngörür (iki yıldan dört yıla kadar hapis). Yargıtay uygulamalarında bu gibi durumlarda, daha ağır cezayı öngören nitelikli hal olan TCK m. 272/3'ün uygulanması gerektiği kabul edilmektedir (Bkz: Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Esas: 2014/8120, Karar: 2015/6133). Ancak, TCK'nın genel sistematiği gereği, her iki nitelikli halin (fıkra 2 ve 3) bir arada bulunması durumunda, cezanın fıkra 3'e göre belirlenmesi, yani iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunması gerekir. Fıkra 2, eylemin işlendiği yerin niteliğini, fıkra 3 ise yalan tanıklığa konu suçun ağırlığını düzenleyen iki ayrı nitelikli haldir. Yargıtay kararlarında bu konuda farklı uygulamalar görülebilmekle birlikte, genellikle en ağır nitelikli halin uygulanması esastır.