Yalan tanıklık suçunda, tanığın beyanları arasında çelişki bulunması tek başına suçun oluştuğunun kabulü için yeterli midir? Suçun manevi unsurunun ispatı açısından Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (2018/206) aradığı kriter nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #39477

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/206 sayılı kararına göre, tanığın beyanları arasında çelişki bulunması tek başına yalan tanıklık suçunun oluştuğunun kabulü için yeterli değildir. Suçun manevi unsuru olan 'kast'ın varlığı için, tanığın 'bilinçli olarak gerçekten ayrılması' gerekmektedir. Tanığın beyanında samimi olduğu ve olayı tamamen kendi algılayış biçimi içinde açıkladıysa, bu beyan objektif olarak gerçek dışı olsa bile yalan tanıklık suçu oluşmaz. Zira yalan, gerçeğin kasten değiştirilmesidir. Yanılma, ihmal veya bilmeyerek söylenen sözlerde suçun manevi unsuru oluşmaz. Dolayısıyla, gerçeğe aykırı tanıklığın 'bilinerek ve istenerek' yapıldığının şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanması gerekir.