Bir sanığın, daha önce şüpheli sıfatıyla etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak amacıyla verdiği beyanlardan, daha sonra tanık olarak dinlendiği başka bir davada kısmen farklı beyanda bulunması halinde yalan tanıklık veya iftira suçu oluşur mu? Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2023/3260 E. sayılı kararını esas alarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #39475

Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2023/3260 E. sayılı kararına göre bu durumda ne yalan tanıklık ne de iftira suçu oluşur. Yalan tanıklık suçunun oluşabilmesi için failin 'tanık' sıfatıyla beyanda bulunması zorunludur. Oysa sanığın etkin pişmanlık beyanları 'şüpheli/sanık' sıfatıyla verilmiştir. Sanık sıfatıyla verilen beyanlar, yalan tanıklık suçunun unsurlarını oluşturmaz. Eylemin iftira suçunu oluşturup oluşturmayacağı açısından ise, iftira suçu (TCK m. 267) 'yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak' bir kimseye hukuka aykırı fiil isnat etmeyi gerektirir. Sanığın etkin pişmanlık hükümleri çerçevesinde verdiği beyanlar, bir ihbar veya şikayet niteliğinde değerlendirilemeyeceğinden iftira suçu da oluşmaz. Dolayısıyla, sanık sıfatıyla verilen etkin pişmanlık beyanları ile tanık sıfatıyla verilen beyanlar arasındaki çelişki bu iki suçu da oluşturmaz.