Anayasa Mahkemesi, 2012/95 başvuru numaralı kararında, Türk Pediatrik Onkoloji Grubu Derneği'nin başvurusunu 'kişi yönünden yetkisizlik' nedeniyle reddederken, 'doğrudan mağdur' ve 'dolaylı mağdur' ayrımını nasıl kullanmıştır?
Anayasa Mahkemesi, anılan kararında bireysel başvuru için aranan 'mağdur' sıfatının, kural olarak 'doğrudan mağdur' olmayı gerektirdiğini vurgulamıştır. 'Doğrudan mağdur', hak ihlaline yol açtığı iddia edilen kamu gücü işleminden kişisel olarak ve doğrudan etkilenen kişidir. Olayda, iki tıp disiplininin birleştirilmesi, doğrudan bu alanda çalışan veya eğitim gören hekimlerin (yani dernek üyelerinin) mesleki haklarını ve statülerini etkilemektedir. Dolayısıyla, bu işlemin 'doğrudan mağdurları' dernek üyeleridir. Dernek ise, bu işlemden tüzel kişilik olarak doğrudan etkilenmemektedir. Mahkeme, derneğin, üyelerinin haklarını savunmak amacıyla yaptığı başvuruyu, bir 'dolaylı mağduriyet' iddiası olarak görmüş ve kural olarak bu tür başvuruların (actio popularis - halk davası) bireysel başvuru kapsamında kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. Özel hukuk tüzel kişileri, ancak kendi tüzel kişiliklerine ait haklar (örgütlenme özgürlüğü, mülkiyet hakkı vb.) doğrudan ihlal edildiğinde 'doğrudan mağdur' sıfatıyla başvuru yapabilirler. Üyelerinin kişisel mağduriyetleri için başvuru yapma ehliyetleri yoktur. Bu nedenle, derneğin mağdur sıfatı taşımadığı gerekçesiyle başvuru 'kişi yönünden yetkisizlik' nedeniyle reddedilmiştir.