Bir tam yargı davasında talep edilen manevi tazminatın, 'zenginleşmeye yol açmayacak' şekilde belirlenmesi ilkesi ne anlama gelmektedir? Danıştay 10. Daire'nin 2021/2303 K. sayılı kararı bu ilkeyi nasıl uygulamıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #38980

Manevi tazminatın 'zenginleşmeye yol açmayacak' şekilde belirlenmesi ilkesi, manevi tazminatın amacının, davacının malvarlığını artırmak veya ona bir servet kazandırmak olmadığını ifade eder. Manevi tazminatın temel amacı, idarenin eylemi nedeniyle davacının duyduğu elem, keder, acı ve ızdırabı bir nebze olsun hafifletmek, ona manevi bir tatmin ve teselli sağlamaktır. Bu nedenle, mahkemenin takdir edeceği miktar, davacıyı haksız bir şekilde zenginleştirecek boyutlara ulaşmamalıdır. Danıştay 10. Dairesi'nin anılan kararında bu ilke somut olarak uygulanmıştır. Olayda, mayına basarak ayağını kaybeden davacı ve yakınları için ilk derece mahkemesi toplam 350.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Danıştay, davacıların büyük acı ve üzüntü yaşadığını kabul etmekle birlikte, hükmedilen bu miktarın 'bu haliyle çok fazla olduğu' sonucuna varmıştır. Kararda, manevi tazminatın niteliği gereği zenginleşmeye yol açmaması gerektiği vurgulanarak, mahkemenin 'olay karşısında duyulan acıyla da orantılı olacak şekilde' yeniden, daha makul bir miktar belirlemesi için kararın ilgili kısmını bozmuştur. Bu, mahkemelerin takdir yetkisini kullanırken bu dengeyi gözetmeleri gerektiğinin altını çizen bir yaklaşımdır.