5271 sayılı CMK m. 206/2-a ve m. 217/2 hükümleri, ceza muhakemesinde hangi temel ilkeyi düzenlemektedir ve bu ilkenin amacı nedir?
CMK'nın bu iki hükmü, ceza muhakemesinde 'hukuka aykırı delillerin değerlendirilmesi yasağı' (veya 'delil yasakları') ilkesini düzenlemektedir. Bu, Anayasa'nın 36. maddesindeki adil yargılanma hakkının ve 38/6. maddesindeki 'Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez' hükmünün yasal düzeydeki yansımasıdır. - CMK m. 206/2-a: 'Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse' ortaya konulması talebinin reddedileceğini belirtir. Bu, delilin daha duruşmada tartışılmaya başlanmadan dışlanmasını öngörür. - CMK m. 217/2: 'Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.' diyerek, hükmün dayanağını oluşturan delillerin meşruiyetini şart koşar. Hukuka aykırı deliller, mahkumiyet hükmüne esas alınamaz. Bu ilkenin temel amacı, devletin organlarını (özellikle kolluk ve savcılık) delil toplarken hukukun sınırları içinde kalmaya zorlamaktır. 'Ne pahasına olursa olsun delil elde etme' anlayışını reddeder. Bu yasak, hem sanığın temel hak ve özgürlüklerini (özel hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığı, işkence yasağı vb.) korumayı hem de yargılamanın adil ve dürüst bir şekilde yürütülmesini, yani 'hukuk devleti' ilkesini güvence altına almayı hedefler.