Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvurularda zaman bakımından yetkisinin başlangıcı olan 23.09.2012 tarihinden önce gerçekleşen, ancak 'devam eden (temadi eden) ihlal' niteliği taşıyan bir olay, Mahkemenin yetki alanına girebilir mi? 'Zorla kaybedilme' olgusu bu duruma bir örnek teşkil edebilir mi?
Evet, girebilir. Anayasa Mahkemesi'nin zaman bakımından yetkisi kural olarak 23.09.2012'den sonra kesinleşen işlemleri kapsasa da, 'devam eden ihlal' niteliğindeki durumlar bu kuralın istisnasını oluşturur. Devam eden ihlal, tek bir anda olup bitmeyen, sonuçları veya hukuka aykırı durumun kendisi zaman içinde süregelen ihlal türüdür. İhlal, Mahkeme'nin yetkisinin başladığı tarihten sonra da devam ediyorsa, Mahkeme olayın başlangıcı daha eski bir tarihte olsa bile başvuruyu inceleyebilir. Makalede de tartışıldığı gibi, 'zorla kaybedilme' olgusu bu duruma en tipik örnektir. Bir kişinin devlet görevlileri veya onların desteğiyle kaybedilmesi ve akıbetinin devlet tarafından etkin bir şekilde soruşturulup aydınlatılmaması, kişinin kaybolduğu anda başlayıp, akıbeti ortaya çıkana kadar her an devam eden bir hak ihlalidir (özellikle yaşam hakkı ve işkence yasağının usuli boyutu açısından). Bu nedenle, zorla kaybedilme olayı 23.09.2012'den önce başlamış olsa bile, kişinin akıbeti belirsizliğini koruduğu ve devletin etkin soruşturma yükümlülüğü devam ettiği sürece, ihlal 23.09.2012 sonrasında da devam ettiğinden, Anayasa Mahkemesi'nin bu tür bir başvuruyu 'zaman bakımından yetkisizlik' gerekçesiyle reddetmesi, bireysel başvurunun ruhuna ve devam eden ihlal doktrinine aykırı olur.