Anayasa Mahkemesi, 2012/51 başvuru numaralı kararında, bireysel başvurunun zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle reddedilmesinin temelinde yatan 'hukuk güvenliği' ilkesini nasıl açıklamıştır?
Anayasa Mahkemesi, anılan kararında 'hukuk güvenliği' ilkesini, bireysel başvurularda zaman bakımından yetkisinin sınırını çizen temel ilke olarak konumlandırmıştır. Karara göre hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının 'öngörülebilir' olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde mevcut hukuk kurallarına güvenerek hareket etmelerini ve devletin de bu güveni zedeleyici uygulamalardan kaçınmasını gerektirir. Bireysel başvuru hakkı, 6216 sayılı Kanun ile 23 Eylül 2012 tarihinden sonra kesinleşen kararlar için getirilmiş yeni bir hak arama yoludur. Bu tarihin kesin olarak belirlenmesi, hem bireylerin hem de devletin hangi andan itibaren bu yeni denetim mekanizmasına tabi olacaklarını bilmelerini sağlar. Mahkemeye göre, bu yetkinin geriye doğru işletilerek 23 Eylül 2012'den önce kesinleşmiş ve hukuki istikrara kavuşmuş uyuşmazlıkların yeniden incelenmesi, kanunların geriye yürümezliği kuralını ve dolayısıyla hukuk güvenliği ilkesini ihlal eder. Kısacası, hukuk güvenliği, geçmişte tamamlanmış ve kesinleşmiş hukuki durumların, sonradan çıkan bir kanun veya usulle tekrar tartışmaya açılmamasını gerektirir. AYM'nin zaman bakımından yetki kuralı, bu ilkenin bir yansımasıdır.