Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2009/2903 K. sayılı kararında, sanığın eyleminin hem 'tamamlanmış yağma' hem de 'teşebbüs aşamasında kalmış yağma' olarak ikiye bölünerek ayrı ayrı hüküm kurulması neden hukuka aykırı bulunmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #38950

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, bu durumu eylemin hukuki nitelendirmesinde hata olarak görmüş ve bozma nedeni saymıştır. Karara konu olayda sanık, mağduru tehdit ederek 2000 dolar para istemiş, ancak alamamıştır. Daha sonra tekrar buluştuğunda mağdurdan 2 bilezik almış, fakat sonra bunları kabul etmeyerek yine baştan beri istediği 2000 doları talep etmeye devam etmiştir. Yerel mahkeme, bileziklerin alınmasını 'tamamlanmış yağma', 2000 doların istenmesini ise 'teşebbüs aşamasında kalmış nitelikli yağma' olarak iki ayrı suç gibi değerlendirerek birinden mahkumiyet, diğerinden beraat kararı vermiştir. Yargıtay'a göre bu değerlendirme hatalıdır. Çünkü sanığın en başından beri niyeti 2000 doları almaktır ve tüm eylemleri (tehdit, bilezikleri alma, sonra tekrar para isteme) bu tek bir suç işleme kastı altında gerçekleştirilen, birbiriyle bağlantılı ve bütüncül hareketlerdir. Ceza hukukunda 'fiilin tekliği' ilkesi gereği, sanığın bu eylemlerinin tamamı, bir bütün olarak tek bir 'nitelikli yağma' suçunu (TCK m. 149) oluşturur. Eylemin hukuki ve fiili bütünlüğünü bozarak, onu yapay bir şekilde parçalara ayırıp ayrı ayrı suçlarmış gibi değerlendirmek ve farklı hükümler kurmak, suçun nitelendirilmesinde hataya düşmek anlamına gelir ve hukuka aykırıdır.