İdarenin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk hallerinden olan 'kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi' ne demektir? Bu ilkenin uygulanabilmesi için zararın hangi nitelikleri taşıması gerekir?
Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi, idarenin kusursuz sorumluluğunun ikinci temel dayanağını oluşturur. Bu ilke, toplumun tamamının yararına yürütülen bir kamu hizmeti veya faaliyetinin, toplumun diğer fertlerine kıyasla belirli bir kişi veya grup üzerinde 'özel' ve 'olağandışı' bir yük (külfet) yaratması durumunda, bu fedakarlığın adil bir şekilde dengelenmesi gerektiğini ifade eder. Yani, kamunun yararı için bir kişinin veya grubun katlandığı olağandışı yük, yine kamu tarafından (idare aracılığıyla) tazmin edilmelidir. Bu ilkenin uygulanabilmesi için, idarenin eylem veya işlemi hukuka uygun olsa bile, ortaya çıkan zararın şu nitelikleri taşıması gerekir: 1) Özel Olması: Zararın, toplumun genelinin katlandığı sıradan bir yükten farklı, sadece belirli bir kişiye veya zümreye özgülenmiş olması gerekir. 2) Olağandışı (Anormal) Olması: Zararın, katlanılması beklenemeyecek derecede ağır ve ciddi bir nitelik taşıması gerekir. Her küçük zarar bu kapsama girmez. 3) Nedensellik Bağı: Zararın, doğrudan idarenin kamu yararı amacıyla yürüttüğü faaliyetten kaynaklanması gerekir. Örneğin, bir metro inşaatı nedeniyle uzun süre yolu kapanan ve bu yüzden iflas eden bir esnafın uğradığı zarar, bu ilke kapsamında değerlendirilebilir.