5271 sayılı CMK'nın 207. maddesi uyarınca delillerin geç bildirilmesi reddedilemezken, 206. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendi uyarınca 'sadece davayı uzatmak maksadıyla' yapıldığı anlaşılan istemler reddedilebilir. Mahkeme bu iki kural arasındaki dengeyi nasıl kurmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #38935

Mahkeme, bu iki kural arasındaki dengeyi 'adil yargılanma hakkı'nın iki temel unsuru olan 'maddi gerçeğe ulaşma' ve 'yargılamanın makul sürede sonuçlandırılması' ilkelerini birlikte gözeterek kurmalıdır. CMK m. 207, maddi gerçeğe ulaşma hedefini önceler ve bir delilin sadece 'geç' sunulduğu için reddedilmesini yasaklar. Bu, gerçeğin ortaya çıkmasına hizmet edecek bir delilden, sırf usuli bir gecikme nedeniyle mahrum kalınmamasını sağlar. Öte yandan, CMK m. 206/2-c, yargılamanın makul sürede bitirilmesi hakkını korur ve tarafların bu hakkı kötüye kullanarak davayı kasten uzatmalarını engeller. Mahkeme bu dengeyi kurarken şu kriterleri dikkate almalıdır: 1) Delilin Niteliği ve Önemi: Talep edilen delil, davanın esasına ne kadar etki edebilir? Sonucu değiştirme potansiyeli var mı? Eğer delil, sanığın suçluluğu veya suçsuzluğu konusunda kilit bir rol oynayacaksa, geç sunulmuş olsa bile toplanması yönünde karar verilmelidir. 2) Gecikmenin Nedeni: Delilin geç sunulmasında tarafın bir ihmali veya kötü niyeti var mı? Yoksa delil yeni mi ortaya çıktı veya daha önce ulaşılması mümkün değil miydi? 3) Davayı Uzatma Amacı: Talep, gerçekten bir gerçeği aydınlatmak için mi, yoksa sadece zaman kazanmak ve yargılamayı sürüncemede bırakmak için mi yapılıyor? Mahkeme, bu kriterleri somut olayın özelliklerine göre değerlendirerek, talebin samimiyetine ve gerekliliğine göre bir karar verecektir. Amaç, hem gerçeği ortaya çıkarmak hem de yargılamayı gereksiz yere uzatmamaktır.