Tam yargı davasında idarenin 'ağır hizmet kusuru'nun varlığı, davanın sonucu açısından ne gibi bir fark yaratır?
Günümüz Danıştay içtihatlarına göre, idarenin tazminat sorumluluğunun doğması için kusurunun ağır olması şart değildir; basit bir hizmet kusuru dahi sorumluluk için yeterlidir. Ancak, kusurun 'ağır hizmet kusuru' olarak nitelendirilmesi, davanın sonucu, özellikle de hükmedilecek tazminat miktarı açısından önemli bir fark yaratabilir. 1) Manevi Tazminat Miktarında Etkisi: Mahkeme, manevi tazminat miktarını takdir ederken, idarenin kusurunun yoğunluğunu dikkate alır. İdarenin eyleminin bariz bir hukuka aykırılık içermesi, kasti veya ihmali davranışının çok belirgin olması gibi 'ağır hizmet kusuru' hallerinde, hükmedilecek manevi tazminat miktarı, basit kusur hallerine göre daha yüksek olma eğilimindedir. Örneğin, Danıştay, idarenin bir yargı kararını kasten yerine getirmemesini ağır hizmet kusuru olarak değerlendirmekte ve bu durumlarda daha yüksek manevi tazminata hükmedebilmektedir. 2) Rücu Davasında Etkisi: İdare, ödediği tazminatı, zarara yol açan kamu görevlisine rücu eder. Kamu görevlisinin kişisel kusurunun 'ağır' olması, idarenin rücu davasını kazanma olasılığını ve rücu edilecek miktarı artırır. Dolayısıyla, ağır hizmet kusuru tespiti, sonraki rücu davası için de önemli bir veri teşkil eder.