Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2020/399 K. sayılı kararı, 5271 sayılı CMK'nın KYOK kararına yaklaşımının, mülga 1412 sayılı CMUK'tan temel farkının ne olduğunu belirtmektedir?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun anılan kararında, 5271 sayılı CMK'nın, KYOK kararının hukuki statüsünü mülga CMUK'a göre temelden değiştirdiği ve daha güçlü bir konuma getirdiği vurgulanmaktadır. Temel fark şudur: Mülga CMUK döneminde, KYOK kararı daha çok idari nitelikte bir işlem olarak görülür ve savcının bu karardan dönerek dava açması daha kolaydı. 5271 sayılı CMK ise, KYOK kararını adli nitelikte bir karar olarak kabul etmiş ve bu kararın kaldırılmasını çok istisnai ve sıkı şartlara bağlamıştır. Kararda belirtildiği üzere, CMK'ya göre bir KYOK kararı verildikten sonra, yeni delil ve hakimlik kararı (m. 172/2), AİHM/AYM kararı (m. 172/3) veya itirazın kabulü (m. 173) gibi kanunda açıkça sayılan haller dışında, savcının kendiliğinden veya bir başka makamın (başsavcı dahil) talimatıyla bu kararı kaldırarak dava açması mümkün değildir. Bu durum, KYOK kararına 'kesin hüküm etkisine benzer' bir sonuç ve kişilere, sürekli soruşturma baskısı altında kalmama yönünde önemli bir 'yargısal güvence' sağlamıştır. Bu, mülga CMUK'ta bulunmayan temel bir farklılıktır.