6216 sayılı Kanun'un 46. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 'kamu tüzel kişilerinin bireysel başvuru yapamaması' kuralının ardındaki temel mantık nedir ve bu kural 'hukuk devleti' ilkesiyle nasıl bir ilişki içindedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #38910

Bu kuralın ardındaki temel mantık, bireysel başvuru kurumunun doğasına ilişkindir. Bireysel başvuru, bireylerin temel hak ve özgürlüklerini, 'kamu gücü' kullanan devlet organlarının ihlallerine karşı korumak için tasarlanmış bir hak arama yoludur. Kamu tüzel kişileri (belediyeler, üniversiteler, idari kurumlar vb.) ise devletin bir parçasıdır ve kendileri de kamu gücü kullanırlar. Bu nedenle, kamu gücünün bir parçasının, yine kamu gücünün başka bir parçasını 'hak ihlali' gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne şikayet etmesi, sistemin mantığına aykırı görülmüştür. Bu durum, 'Devletin Devlete karşı dava açması' gibi bir çelişki olarak değerlendirilmiştir. Makalede ise bu kural, 'hukuk devleti' ilkesi (Anayasa m. 2) açısından eleştirilmektedir. Yazara göre, 'hukuk devleti' ilkesi sadece bireyleri değil, aynı zamanda bireylerin hak ve menfaatlerini korumakla görevli kamu tüzel kişilerini de kapsar. Bir kamu tüzel kişisinin, temsil ettiği topluluğun haklarını korumak amacıyla bir hak arama yoluna başvurmasının engellenmesi, keyfi bir kısıtlamadır ve hak arama hürriyetini daraltmaktadır. Bu görüşe göre, kamu tüzel kişisinin başvurusu, Devlete karşı bir başvuru olarak değil, hukukun üstünlüğünü sağlama ve temsil ettiği kişilerin haklarını koruma amacına yönelik bir eylem olarak görülmelidir.