Anayasa Mahkemesi'nin 21.04.2022 tarihli ve 2022/44 K. sayılı kararında, CMK Geçici Madde 5/1-d'nin 'kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü uygulanmaz' kısmına dokunmamasının, 01.01.2020 sonrası kesinleşen dosyalar açısından yarattığı hukuki tartışma nedir?
AYM, ilgili kararında CMK Geçici Madde 5/1-d'deki 'kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış' ibarelerini iptal ederken, 'kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü uygulanmaz' kısmına dokunmamıştır. Bu durum, 01.01.2020'den sonra, fakat AYM'nin iptal kararının yayımlandığı 02.08.2022'den önce kesinleşen dosyalar açısından bir hukuki tartışma yaratmıştır. Adalet Bakanlığı ve bazı Yargıtay kararları, AYM'nin bu kısmı iptal etmemesini ve Anayasa m. 153/5'teki 'iptal kararları geriye yürümez' ilkesini gerekçe göstererek, bu kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulünün uygulanamayacağını savunmuştur. Makalenin yazarı ise bu görüşü eleştirmektedir. Yazara göre, AYM'nin iptal kararının temel mantığı, seri muhakemenin ceza indirimi nedeniyle maddi ceza hukuku niteliği taşıması ve 'lehe kanun' (Anayasa m. 38, TCK m. 7) ilkesine tabi olmasıdır. Lehe kanun ilkesi, sadece derdest davaları değil, infazı da kapsar. Bu nedenle, AYM'nin dokunmadığı kısmın, sadece seri muhakemenin yürürlüğe girdiği 01.01.2020'den önce kesinleşmiş dosyalar için geçerli olduğunun kabul edilmesi, 01.01.2020'den sonra iptal kararına kadar kesinleşen dosyalar için ise uyarlama yargılaması yoluyla lehe hükümlerin (ceza indirimi) uygulanması gerektiği savunulmaktadır. Kısacası tartışma, 'iptal kararının geriye yürümezliği' ilkesi ile 'lehe kanunun geçmişe uygulanması' ilkesinin bu spesifik durumda hangisinin öncelikli olacağı noktasında düğümlenmektedir.