Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı sonrası, kovuşturma evresine geçilmiş dosyalarda seri muhakeme usulünün nasıl uygulanacağı konusunda Adalet Bakanlığı, dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesini önermiştir. Makalenin yazarı ise bu görüşe karşı çıkarak mahkemenin bu usulü kendisinin uygulamasını savunmaktadır. Bu iki görüşü, ceza muhakemesinin 'evrelerden geri dönülmezlik' ilkesi ve 'muhakeme ekonomisi' açısından karşılaştırarak, hangisinin hukuken daha isabetli olduğunu gerekçeleriyle tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #38893

Adalet Bakanlığı'nın görüşü, kovuşturma evresindeki mahkemenin CMK m. 223/8 uyarınca durma kararı vererek dosyayı seri muhakeme usulünün işletilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığı'na göndermesini, savcılığın yeni bir soruşturma numarası alarak işlemleri yapmasını öngörmektedir. Makalenin yazarı bu görüşü iki temel ilke açısından eleştirmektedir: 1) Evrelerden Geri Dönülmezlik İlkesi: Ceza muhakemesinde, iddianamenin kabulüyle soruşturma evresi sona erer ve kovuşturma evresi başlar. Kural olarak, kovuşturma evresinden soruşturma evresine geri dönülemez. Bakanlığın önerisi, dosyayı yeniden savcılığa göndererek ve 'sanık' statüsündeki kişiyi tekrar 'şüpheli' yaparak bu temel ilkeyi fiilen ihlal etmektedir. Yazarın önerisi olan mahkemenin usulü kendisinin uygulaması ise bu ilkeye saygı gösterir ve sorunu kovuşturma evresi içinde çözer. 2) Muhakeme Ekonomisi İlkesi: Seri muhakemenin temel amaçlarından biri yargılamayı hızlandırmak ve basitleştirmektir. Bakanlığın önerisi, dosyayı mahkemeden savcılığa, oradan tekrar mahkemeye göndererek, yeni kayıtlar açarak ve süreci uzatarak bu ilkeye aykırı hareket etmektedir. Yazarın önerisi ise, dosya elinde olan mahkemenin süreci doğrudan işletmesiyle çok daha hızlı ve pratik bir çözüm sunar. Bu nedenlerle, mahkemenin usulü kendisinin uygulamasını savunan görüş, ceza muhakemesi ilkeleriyle daha uyumludur.