CMK m. 150/1 uyarınca, şüphelinin veya sanığın istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafiin hukuki statüsü, CMK m. 150/3 uyarınca zorunlu olarak atanan müdafiiden farklı mıdır? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bu konudaki görüşü nedir?
Hayır, hukuki statüleri arasında bir fark yoktur. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2013/8281 K. sayılı kararında atıf yapılan Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 11/10/2011 tarihli kararına göre, CMK m. 150/1 uyarınca kişinin kendi istemiyle görevlendirilen müdafi ile CMK m. 150/2-3 uyarınca kanun gereği zorunlu olarak atanan müdafi arasında bir ayrım yoktur. Her ikisi de 'zorunlu müdafi' statüsündedir. Kararda, bu şekilde görevlendirilen müdafiin, vekaletname ile görevlendirilen müdafiden de bir farkı olmadığı belirtilmektedir. Ancak bu ifade, görev ve yetkiler açısından bir fark olmadığı anlamındadır. Özellikle CMK m. 150/3'teki (cezası 5 yıldan fazla olan suçlar) zorunluluk, kamu düzenine ilişkindir ve sanığın iradesinden bağımsızdır. CMK m. 150/1'deki istem üzerine atama ise, bu zorunluluk halleri dışında, kişinin mali gücü olmaması nedeniyle avukat tutamaması durumunda savunma hakkından mahrum kalmaması için getirilmiş bir güvencedir. Ancak her iki durumda da atanan müdafi, CMK'nın müdafie tanıdığı tüm yetkileri kullanır ve sorumlulukları taşır. Yargıtay'ın vurguladığı gibi, istem üzerine atanan müdafiin de duruşmalarda hazır bulunması zorunluluğu gibi kurallar, davanın niteliğine göre (örneğin CMK 188/1) geçerlidir.