Dava zamanaşımı sürelerinin, Anayasa'nın 38/2 ve TCK'nın 7/2 maddeleri çerçevesinde, 765 sayılı mülga TCK ile 5237 sayılı yeni TCK arasında nasıl bir karşılaştırmaya tabi tutulması gerektiğini makale nasıl açıklamaktadır?
Makale, dava zamanaşımının maddi ceza hukuku kurumu olmasının bir sonucu olarak, lehe kanun karşılaştırmasına tabi olduğunu belirtmektedir. Anayasa'nın 38/2 ve TCK'nın 7/2 maddeleri, 'Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.' hükmünü içerir. Bu ilke gereğince, özellikle 1 Haziran 2005'ten önce işlenmiş ve hala derdest olan davalarda, mahkeme öncelikle zamanaşımı hükümleri yönünden bir lehe kanun karşılaştırması yapmalıdır. Bu karşılaştırmada, failin eylemine hem 765 sayılı eski TCK'nın hem de 5237 sayılı yeni TCK'nın ilgili zamanaşımı hükümleri (süreler, kesilme, durma kuralları vb.) bir bütün olarak uygulanır. Hangi kanun fail için daha lehe bir sonuç (örneğin daha kısa bir zamanaşımı süresi veya zamanaşımının dolması) doğuruyorsa, o kanunun zamanaşımı hükümleri uygulanır. Makaleye göre, bu karşılaştırma sonucunda dava zamanaşımı süresi dolmamışsa, bu kez ilgili suç ve ceza maddeleri yönünden de aynı lehe kanun karşılaştırması yapılarak lehe olan kanun tatbik edilir.