Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2009/2903 K. sayılı kararında, sanık hakkında zorunlu müdafi atanmışken, bu müdafi hazır bulundurulmadan hüküm kurulması neden bozma sebebi sayılmıştır?
Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında bu durum, 'savunma hakkının kısıtlanması' olarak değerlendirilmiş ve mutlak bir bozma nedeni sayılmıştır. Gerekçesi şudur: Sanığa isnat edilen nitelikli yağma suçu, cezasının alt sınırı itibarıyla 5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesi kapsamına girmekte olup, bu tür suçlarda sanığın bir müdafi tarafından temsil edilmesi zorunludur. Bu zorunluluk, kamu düzenine ilişkindir ve sanığın talebine veya feragatine bağlı değildir. Mahkeme, bu zorunluluğa uyarak sanığa bir müdafi atamış olsa da, hükmün kurulduğu son celsede bu zorunlu müdafii hazır bulundurmadan veya onun yerine yeni bir müdafi görevlendirmeden (CMK m. 151) yargılamayı sonlandırıp hüküm kurmuştur. CMK m. 188/1, zorunlu müdafilik hallerinde müdafiin duruşmada hazır bulunmasını emreder. Bu kurala uyulmaması, sanığın en temel hakkı olan savunma hakkının ihlali anlamına gelir. Savunma hakkının kısıtlanması ise, CMK m. 289/1-e uyarınca, kanuna kesin aykırılık (mutlak hukuka aykırılık) hallerinden biridir ve re'sen gözetilmesi gereken bir bozma nedenidir.