İdarenin kusursuz sorumluluk hallerinden olan 'sosyal risk' ilkesi nedir ve hangi tür olaylarda gündeme gelir? Makaledeki örneklerle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #38865

Sosyal risk ilkesi, idarenin kusursuz sorumluluğunun temel dayanaklarından biridir. Bu ilkeye göre, idarenin yürüttüğü bazı faaliyetler, doğası gereği toplum için bir risk taşır. Bu riskin gerçekleşmesiyle bir birey zarara uğradığında, bu zararın sadece o bireyin üzerinde kalması hakkaniyete aykırı bulunur ve zararın tüm toplum tarafından, yani idare aracılığıyla karşılanması gerektiği kabul edilir. Burada idarenin herhangi bir kusuru (hizmetin kötü, geç veya hiç işlememesi) aranmaz. Makalede bu ilkenin gündeme geldiği iki tipik olaydan bahsedilmektedir: 1) Terör Olayları: Terör eylemleri sonucu zarara uğrayan ve bu eylemlere hiçbir şekilde katılmamış olan kişilerin zararlarının, devletin güvenliği sağlama görevinin bir parçası olan riskin gerçekleşmesi olarak görülmesi ve sosyal risk ilkesi gereği idarece tazmin edilmesi (Danıştay 10. D., E. 1995/566). 2) Askerlik Hizmeti Gibi Riskli Faaliyetler: OHAL bölgesinde görev yapan bir erin, görev yerindeki elverişsiz koşullar nedeniyle (tost makinesinin yarattığı karbonmonoksit zehirlenmesi) ölmesi olayında, idareye atfedilecek bir kusur olmasa dahi, kamu görevinin ifasından kaynaklanan risk nedeniyle zararın kusursuz sorumluluk esasına göre tazmin edilmesi gerektiği kabul edilmiştir (Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, E. 1996/399).