6100 sayılı HMK m. 61 uyarınca yapılan davanın ihbarı ile 6100 sayılı HMK m. 59-60'da düzenlenen mecburi dava arkadaşlığı arasında ne gibi bir ilişki veya fark vardır? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2017/2780 K. sayılı kararındaki karşı oy yazısı bu konuda nasıl bir argüman sunmaktadır?
Davanın ihbarı ile mecburi dava arkadaşlığı arasında temel bir fark vardır. Mecburi dava arkadaşlığı (HMK m. 59), bir hakkın birden fazla kişi tarafından birlikte kullanılması veya onlara karşı birlikte ileri sürülmesi zorunlu olduğunda söz konusu olur. Bu durumda, davalıların tamamı davada taraf olarak yer almazsa 'pasif husumet ehliyeti' yokluğundan dava usulden reddedilir. Mahkeme eksik olan tarafın davaya dahil edilmesini sağlamalıdır. Davanın ihbarı (HMK m. 61) ise, davada taraf olmayan ancak davanın sonucundan etkilenebilecek bir üçüncü kişiyi davadan haberdar etme işlemidir. İhbar edilen kişi, davada taraf olmaz, sadece fer'i müdahil olabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2017/2780 K. sayılı kararındaki karşı oy yazısı, bu ayrımı net bir şekilde ortaya koymaktadır. Karara konu aile konutu nedeniyle tapu iptali davasında, çoğunluk görüşü, taşınmazı ilk satın alıp sonra devreden 'ara malik'in de davaya dahil edilmesi gerektiğini, aksi halde eksik hasım olacağını belirtmiştir. Karşı oy ise, tapu iptal davalarının sadece güncel tapu malikine karşı açılacağını, ara malikin dava tarihinde malik olmadığını, bu nedenle ara malik ile güncel malik arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmadığını savunmuştur. Karşı oya göre, davalı güncel malik dilerse, davayı kaybettiğinde kendisine rücu edebileceği ara malike HMK m. 61 uyarınca davayı ihbar edebilirdi. Ancak bu, mahkemenin re'sen yapacağı bir işlem değildir ve ara maliki davada taraf haline getirmez. Dolayısıyla, eksik hasım olmadığı için davanın esasına girilmesi gerektiğini belirtmiştir.