CMK m. 156 uyarınca zorunlu müdafi görevlendirmesinde usul nasıldır? Sanığın sonradan kendisi için bir müdafi seçmesi, baro tarafından görevlendirilen avukatın görevini nasıl etkiler?
CMK m. 156, zorunlu müdafilik hallerinde (CMK m. 150) müdafiin nasıl görevlendirileceğini düzenler. Usul, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde farklılık gösterir: a) Soruşturma evresinde: Müdafi, ifadeyi alan merciin (polis, jandarma) veya sorguyu yapan sulh ceza hâkiminin istemi üzerine, soruşturmanın yapıldığı yer barosu tarafından görevlendirilir (CMK m. 156/1-a, 156/2). b) Kovuşturma evresinde: Müdafi, mahkemenin istemi üzerine, kovuşturmanın yapıldığı yer barosu tarafından görevlendirilir (CMK m. 156/1-b, 156/2). Görüldüğü gibi, her iki evrede de atama kararını ilgili adli merci verirken, avukatı seçme ve görevlendirme yetkisi baroya aittir. Sanığın veya şüphelinin sonradan kendisi için vekaletname ile bir müdafi seçmesi durumunda, CMK m. 156/3 uyarınca, baro tarafından daha önce görevlendirilen avukatın görevi kendiliğinden sona erer. Bu durumda, seçilmiş müdafi ile yargılamaya devam edilir. Bu kural, kişinin kendi savunmanını seçme hakkının (AİHS m. 6/3-c) bir gereğidir ve atanmış müdafie göre önceliklidir.