Dava zamanaşımının durması ve kesilmesi kavramlarını tanımlayarak aralarındaki temel farkı ve kesilme halinde zamanaşımı süresinin ne kadar uzayabileceğini bir örnekle açıklayınız.
Dava zamanaşımının durması ve kesilmesi, zamanaşımı süresinin işleyişini etkileyen iki farklı hukuki durumdur. Zamanaşımının durması (TCK m. 67/1), kanunda öngörülen bir sebebin (örneğin, soruşturma için izin alınması gerekliliği) varlığı halinde, o ana kadar işlemiş olan sürenin saklı kalmak kaydıyla, sürenin ilerlemesinin durmasıdır. Engel ortadan kalktığında süre, kaldığı yerden işlemeye devam eder. Zamanaşımının kesilmesi (TCK m. 67/2) ise, kanunda sayılan bir sebebin (örneğin, şüphelinin savcı huzurunda ifadesinin alınması, iddianame düzenlenmesi) gerçekleşmesiyle o ana kadar işlemiş olan sürenin sıfırlanarak, zamanaşımı süresinin en baştan yeniden işlemeye başlamasıdır. Temel fark, durmada sürenin donması ve kaldığı yerden devam etmesi, kesilmede ise sürenin yanarak en baştan başlamasıdır. Ancak kesilme halinde zamanaşımı süresi sonsuza kadar uzamaz. TCK m. 67/4'e göre, kesilme durumunda zamanaşımı süresi, ilgili suç için kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar. Örnek: TCK m. 66/1-d uyarınca cezası 5 yıldan fazla 20 yıldan az hapis olan bir suçun olağan zamanaşımı süresi 15 yıldır. Bu suçla ilgili bir kesilme sebebi gerçekleştiğinde, 15 yıllık süre yeniden başlar, ancak bu uzamış süre en fazla 15 yıl + (15/2) = 22 yıl 6 ay olabilir. Bu süreye 'uzamış' veya 'kesintili' zamanaşımı süresi denir.