Yargılama devam ederken, iddianamede gösterilen suçun zamanaşımı süresi dolmuşsa, ancak fiilin daha ağır bir suçu oluşturduğu ve bu suçun zamanaşımının henüz dolmadığı anlaşılırsa, mahkeme nasıl bir yol izlemelidir? Makalede bu konudaki farklı görüşleri tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #38800

Bu durum, ceza muhakemesinde önemli bir sorundur ve makalede iki farklı görüşe yer verilmiştir. Birinci görüşe göre, iddianamede belirtilen suç zamanaşımına uğramışsa, CMK m. 223/8 uyarınca derhal düşme kararı verilmelidir. Zamanaşımı re'sen gözetilmesi gereken bir dava şartıdır. Dolmuş bir zamanaşımı, fiilin başka bir suç oluşturduğu veya nitelikli halin varlığı gerekçesiyle sanığa ek savunma hakkı verilerek 'canlandırılamaz'. Bu görüş, failin lehine yorum ilkesini ve hukuki güvenliği ön planda tutar. Mahkemenin iddianameyi kabul ederken (CMK m. 174) bu hususları dikkatle incelemesi gerektiği, bu aşamada yapılan bir hatanın sonucunun faile yüklenemeyeceği savunulur. İkinci görüşe göre ise, bu yaklaşım, hukuki nitelendirmede ve sevk maddesinde hata yapan bir iddianameye üstünlük tanımak ve mahkemenin 'fiille bağlılık' ilkesi çerçevesinde suçun hukuki niteliğiyle bağlı olmamasını düzenleyen CMK m. 225/2'yi göz ardı etmek anlamına gelir. Bu görüş, maddi hakikate ve adalete ulaşma amacını vurgular ve suçun gerçek hukuki niteliğine göre yargılama yapılmasını savunur. Makalenin yazarı, birinci görüşe katılmakla birlikte, mahkemenin fiille bağlılığı (CMK m. 225/1) ve nitelendirmeyle bağlı olmaması (CMK m. 225/2) ilkeleri gereği, zamanaşımı dolmadan yeni bir nitelendirme yapılırsa buna göre hesaplama yapılması gerektiğini, ancak bu tespit yapılana kadar ilk suça göre zamanaşımı dolmuşsa düşme kararı verilmesi gerektiğini belirtir.