İmar kirliliği suçunda (TCK m.184) 'özel imar rejimine tabi yerler' ifadesi ne anlama gelmektedir ve bir yerin bu nitelikte olup olmadığının tespiti için mahkeme ne yapmalıdır?
'Özel imar rejimine tabi yerler', genel imar mevzuatı (3194 sayılı İmar Kanunu) dışında, kendilerine özgü özel kanunlarla imar ve yapılaşma koşulları belirlenmiş alanlardır. Bu alanlara örnek olarak; Boğaziçi Kanunu kapsamındaki alanlar, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamındaki sit alanları, Orman Kanunu kapsamındaki orman alanları, Kıyı Kanunu'na tabi yerler ve su havzaları koruma sahaları verilebilir. TCK m.184/4, bu suçun ancak belediye sınırları içinde veya bu tür özel imar rejimine tabi yerlerde işlenebileceğini belirtir. Bir yerin bu nitelikte olup olmadığının tespiti teknik bir konu olduğu için, mahkemenin bu konuda ilgili idareden (örneğin Orman Bölge Müdürlüğü, Kültür Varlıkları Koruma Kurulu, DSİ) resmi yazı ile bilgi istemesi ve/veya konusunda uzman bir bilirkişiden (şehir plancısı, harita mühendisi vb.) rapor alması gerekir. (Bkz: Yargıtay 18. CD - 2015/14964 K.)