Ceza Muhakemesi Hukukunda 'hukuka aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği' ilkesinin (Anayasa m.38/6) mutlaklığı ve istisnaları konusunda, metinlerdeki Yargıtay kararları ışığında nasıl bir eğilim gözlenmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #37521

Metinlerdeki Yargıtay kararları, bu ilkenin özellikle Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru kararlarından sonra daha mutlak bir şekilde uygulandığını göstermektedir. Eskiden Yargıtay, CMK m.119/4'teki hazırun kuralının ihlali gibi 'şekli' hukuka aykırılıkları, delilin güvenilirliğini etkilemiyorsa görmezden gelebiliyordu (YCGK 2007 tarihli karar). Ancak güncel kararlar (YCGK 2015 ve 2020 tarihli kararlar), 'mutlak-nispi hukuka aykırılık' ayrımını reddederek, kanunun emredici bir usul kuralının ihlaliyle elde edilen her türlü delilin hukuka aykırı olduğunu ve hükme esas alınamayacağını kabul etmektedir. Bu, 'hukuk devleti' ilkesinin ve delil yasaklarının daha katı yorumlandığı bir eğilimi göstermektedir. Tek istisna, metnin sonunda belirtilen 'bireyin kendisine veya bir başkasına yönelik işlenen suçun başka türlü tespitinin ve kanıtlanmasının mümkün olamayacağı vaziyet' gibi zorunluluk halleridir, ki bu da meşru müdafaa benzeri bir hukuka uygunluk nedenidir.