Bir boşanma davasında, mahkeme, davacı kadının zina (aldatma) iddiasını ispatlayamadığına, ancak tarafların evlilik birliğinin sarsıldığını kabul ederek boşanmalarına karar vermiştir. Bu kararda, zina iddiasını ispatlayamayan kadını 'ağır kusurlu' kabul ederek, erkek lehine manevi tazminata hükmetmesi doğru mudur?
Hayır, doğru değildir. Bir iddianın ispatlanamaması, o iddiayı ileri süren tarafı 'kusurlu' yapmaz. Herkes, kanunda öngörülen sınırlar içinde iddia ve savunma hakkını kullanabilir. Davacı kadının, zina iddiasını ispatlayamamış olması, onun kötü niyetli olduğu veya iftira attığı anlamına gelmez. Delil yetersizliği nedeniyle iddiasını kanıtlayamamış olabilir. Mahkemenin, ispatlanamayan bir iddia nedeniyle davacıyı 'ağır kusurlu' kabul etmesi, hak arama özgürlüğünün ve adil yargılanma hakkının ihlalidir. Kusur, evlilik birliğini sarsan somut eylemler (hakaret, şiddet, sadakatsizlik vb.) üzerinden belirlenir. İspatlanamayan bir iddia, kusur belirlemesinde dikkate alınamaz. Dolayısıyla, bu hatalı kusur tespitine dayalı olarak erkek lehine manevi tazminata hükmedilmesi de hukuka aykırıdır.