Bir imar kirliliği davasında, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilemeyeceği belirtilmiştir. Bu durumun temel nedeni olan 'özel normun önceliği' ilkesi ne anlama gelmektedir?
Hukukta 'özel normun önceliği' (lex specialis derogat legi generali) ilkesi, bir konuda hem genel bir kural hem de özel bir kural bulunduğunda, uyuşmazlığa öncelikle özel kuralın uygulanması gerektiğini ifade eder. İmar kirliliği suçunda, TCK m.184/5, sanığa yapıyı imara uygun hale getirmesi koşuluyla davanın düşmesi veya cezanın ortadan kalkması gibi çok özel ve lehe bir 'etkin pişmanlık' imkanı tanımaktadır. Bu, imar kirliliği suçuna özgü bir düzenlemedir. HAGB (CMK m.231) ise, belirli koşulları taşıyan tüm suçlar için uygulanabilen 'genel' bir kurumdur. Yargıtay'a göre (YCGK-K.2015/167), kanun koyucu bir suç tipi için bu kadar özel ve lehe bir kurtuluş yolu (TCK m.184/5) öngörmüşken, sanığın bu yolu kullanmak yerine, daha genel bir kurum olan HAGB'den yararlanması, özel normun amacını boşa çıkarır. Bu nedenle, özel norm olan etkin pişmanlık hükmü, genel norm olan HAGB'nin uygulanmasını engeller.