Bir davada, davacı, ıslah dilekçesiyle talep miktarını artırmış, davalı ise bu dilekçenin kendisine tebliğinden itibaren iki haftalık süre geçtikten sonra ıslaha karşı zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Davacı, bu def'iye açıkça muvafakat etmemiştir. Mahkemenin bu zamanaşımı def'ini dikkate alması hukuka uygun mudur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #37110

Hayır, hukuka uygun değildir. Metindeki Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2014/8877 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, 6100 sayılı HMK döneminde, ıslaha karşı zamanaşımı def'inin, ıslah dilekçesinin tebliğinden itibaren 'iki haftalık' süre içinde yapılması gerekir. Bu süre, HMK m.317/2'de belirtilen cevap süresidir. Süresi geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı def'inin dikkate alınabilmesi, HMK m.141/son uyarınca karşı tarafın (davacının) 'açık muvafakati'ne bağlıdır. Davacı açıkça muvafakat etmediği sürece, mahkeme, süresinden sonra yapılan bu savunmayı dikkate alamaz. Davacının sessiz kalması da muvafakat ettiği anlamına gelmez. Dolayısıyla, mahkemenin bu zamanaşımı def'ini dikkate alarak bir karar vermesi usule aykırı olur.