Bir davada, davalı vekilinin ıslaha karşı zamanaşımı def'inde bulunması üzerine mahkeme, hesaplama yaparak 01.04.2010 öncesine ait alacakların zamanaşımına uğradığına karar vermiştir. Ancak bu hesaplamada, dava dilekçesinde talep edilen ilk tutarları dikkate almamıştır. Bu hesaplama doğru mudur? Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2015/16248 E. sayılı kararına göre doğru hesaplama nasıl yapılmalıdır?
Bu hesaplama hatalıdır. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2015/16248 E. sayılı kararında da açıklandığı üzere, dava açılması zamanaşımını keser (TBK m.154). Kısmi davada, dava dilekçesinde talep edilen miktar için zamanaşımı, dava tarihinde kesilmiş olur. Islahla artırılan miktar için ise zamanaşımı işlemeye devam eder. Islaha karşı yapılan zamanaşımı def'i, sadece ıslahla artırılan ve dava dilekçesiyle kesilmeyen alacak kısımları için geçerlidir. Somut olayda mahkeme, zamanaşımı süresinin başlangıcından (01.04.2010) öncesine ait tüm alacağı zamanaşımına uğratmıştır. Doğru hesaplama şöyle olmalıdır: Zamanaşımına uğrayan dönemdeki alacak miktarından, dava dilekçesinde o alacak kalemi için talep edilen ve zamanaşımı kesilen miktar (örneğin 1.000 TL fazla çalışma) düşülmeli, sadece bu miktarı aşan kısım için zamanaşımı def'i kabul edilmelidir. Dava dilekçesinde talep edilen ilk tutarlar yönünden zamanaşımı def'i dinlenemez.